Haberler

Risale-i Nur: Hiristiyan ve Yahudilerden, cennete girebilecek olanlar var mıdır?

Cevap: Bediüzzaman, “musibet-i beşeriye” olarak tanımladığı II. Dünya Savaşı yıllarında, “şiddetle rikkatime dokundu” dediği, insanlığın “felâket, helâket, sefalet ve açlık” hali karşısında duyduğu ıstırabın, “böyle musibetlerde kâfir de olsa, hakkında bir nevi merhamet ve mükâfât vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye masumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.” ihtarıyla hafiflediğini ifade ediyor. Ve masumlar sınıfına “çocukları, masum ve mazlumları, ihtiyarları, fakir ve zayıfları, mazlumların imdadına koşanları ve istirahat-i beşeriye için ve esasat-ı diniyeyi ve mukaddesat-ı semaviyeyi ve hukuk-u insaniyeyi muhafaza için mücadele edenleri” dahil ediyor.(Kastamonu Lahikası, s. 79-80)

Kısaca, Bediüzzaman, zulme ortak ve destek olmayanların, zulme maruz kalanların, insanlığın huzur ve refahı için çalışanların, dini ve diğer mukaddesleri muhafaza etmek için mücadele edenlerin, insan hakları ve barış için uğraş verenlerin görecekleri zararların, onların günahlarına keffaret olacağını ve kendilerini cehennemden kurtaracağını, hatta şehadet mertebesine ulaştıracağını açıkça ifade etmektedir.

Yazar


Avatar