Mana-i Harfi

Varlık ve İletişim

Varlığın genel görünümü sabittir ve her şeyin kendi sınırlı alanı içinde işlerini yürüttüğü bir hal gözleniyor. Her sabah kalktığınızda eviniz, içindeki eşyalar, şehriniz, mahalleniz her şey yerli yerinde sabit durmaktadır. Varlığın dış görünümünde bir sabitlik ve kararlılık hali hakimdir. Her şeyin yerini tuttuğu ve alanını sınırladığı bir düzende kendi iç sistemini kurduğu ve dış ortamla irtibatının kesildiğini gösterecek bir yapı hakimdir. Mülkte her varlıkta bir kartezyen yapı, yani her varlığın kendi iç düzeni ve bu iç düzenle bağlantılı unsurları vardır. Arabayı onu oluşturan kısımlarla tarif edersiniz. İnsanı organları ve hücreleri ile tarif edersiniz. Çiçeği ağacı kökü ve yaprakları ile tarif edersiniz. Yani her varlığı onu oluşturan unsurlarla, parçalarıyla, çevreden onu ayıran sınırlar içinde tarif edersiniz. Bu kendilik alanı içinde yapılan her tarif eşyayı bütünden ayırır ve belirli ölçüde kartezyendir. Zaten mülkün kendisi ya da şehadet alemi de misal, mana, gayb gibi alemlerden bağımsız, onlarla irtibatı gözükmez bir şekilde algılanır. Mülk bütünüyle de kartezyen bir yapıdır. Kartezyenliğin ortadan kalktığı tek yer, teklik ve tevhidin en belirgin gözlendiği Levh-i Mahfuz olmalıdır.

Mülkün içinde ve şehadet alemindeki kartezyen tarifler ve analizlerde varlığın madde boyutu ile bütüncül yapısı bile gizlenir. Oysa, eşya madde ve mana bütünlüğü içindeki bir alemin tezahürüdür. Sırf maddi boyutu ile bakıldığında bile bütünlük hali görülmeyen alemde sofradaki elma ile güneşin, güneş ile uzayın, milyarlarca ışık yılı uzaktaki bir yıldızın bağlantısı gözlenemez. Halbuki, varlık adını almış her şey bir teklik noktasının yayılıp genişlemesi ile zuhura gelmiştir ve aralarındaki bağlantı, iletişim sürekli devam etmektedir.

Fiziğin geldiği noktada varlık tarifi çok değişmiş, ayrı ayrı bölgelerdeki sayısız zerrenin bir tuğla misali oluşturduğu düşünülen kainat tablosu zihinlerden silinmiştir. Yeni verilerin ortaya koyduğu tabloda her bir zerresi her an bütün kainatta olup bitenleri ışıktan da hızlı yani daha zuhur etmeden önce, her an, varlık ve yokluğun üst üste geldiği küçüklükteki zaman dilimlerinde algılayıp ona göre konumunu belirlediği bir kainat gözlenmektedir. Zerreler boyutunda bu denli akıl almaz bir iletişimin yaşandığı varlığın özünü mükemmel bir irtibat ve harika bir iletişim teşkil ediyor diyebiliriz. Zerrelerden varlıklara doğru gelindikçe bu iletişim farklı şekillere bürünür; elektronla proton arasında elektromanyetik çekime, güneş ve dünya arasında gravite ya da yerçekimine, müşteri ve satıcı arasında para alış verişine, Leyla ve Mecnun arasında aşka dönüşür. Özde var olan iletişim varlığın farklı katmanlarına farklı şekillerde yansıyor. Varlık, özünde bir muhabbet zemininde yeşerdiği için yani muhabbetten hasıl olduğu için mülk bir ilişkiler yumağı tarzında işler. Bunlardan bir kısmını fark ederiz, bir kısmını fark edemeyiz. Bir kısmının etkilerini kısmen biliriz, pek çok kısmını bilemeyiz. Mesela uzaydan dünyamıza doğru sürekli devam eden nötrino sağanağı maddi ve manevi alemimizde ne gibi değişikliklere yol açar, pek bilemeyiz. İki milyar ışık yılı uzaktan gelen yıldızın pırıltıcıklarının bedenimizin fiziki ve ruhi özelliklerinde neleri değiştirdiğinin çok farkında değiliz. Biyoenerji, astroloji gibi uğraşı alanları bu ilişkilerin silüet tarzında da olsa gözlemlenmesinden kaynaklanmış olmalıdır. Zerrelerin, moleküllerin, elementlerin, minerallerin, ışığın ve sıcaklığın sürekli bir varlıktan diğerine geçtiği ve kütlenin korunumu, termodinamik, enerji dönüşümleri gibi kanunlarla geçişin olduğu insana hitap eden bir ilişkiler yumağı gibidir alem; geçişler, dönüşümler, başkalaşımlar, yaşlanma, büyüyüp gelişme, doğumlar ve ölümler ile hayat bu dönüşüm çarkının merkezine yerleşmiştir. Bu anlamda sanki bütün kainat hayata, hayat insana hizmet için yaratılmıştır. Bu farklılaşım, başkalaşım, akli işleyiş gerisinde esmanın eşyaya ve eşyanın ruha yansıması hakikati yatıyor olmalıdır. Yani, varlık özünde Yaratıcı ve yaratılanlar arasında bir iletişimdir. Varlıklar arası ilişkiler bu iletişimdeki ifade şeklinin gramer kuralları gibidir. Harfler ve kelimeler bu kurallar içinde ama yazar ile bağlantılı olarak değerlendirildiklerinde bir anlam ifade ederler.

Sosyal hayatın bir parçası gibi algılanan iletişim aslında varlığın ve hayatın her safhasında işleyen bir süreçtir. Kimi zaman çekim, kimi zaman sevgi, kimi zaman konuşma şeklini alır. Varlığın bütününü kuşatmış bir gerçektir.

Kendinizi çaresiz, yalnız, kimsesiz, sessiz hissettiğiniz anlarda Sultan-ı Kainat’ın, Rabb-ı Rahim’in kainat genişliğinde ve varlık adedince size hitap ettiğini bilmek en büyük teselli olmalı. O’nunla iletişim halinde olduğunuzu hissetmek, O’na her an yakın olduğunuzu bilmek mutlulukların en güzeli. Hayatın en acımasız olduğu, tüm insanların size yüz çevirdiği, tutunacak bir dalınızın olmadığını hissettiğin anda varlığın kendisi en büyük tutamak olarak karşınıza çıkıyor. Yaşadığınız depresyon hallerinde varlığın çekilmez hale gelmesi, ona karşı tavırlarınız ve onu algılama şeklinizden kaynaklanıyor olmalı. Her şeyi bilen, her şeyi gören, her şeye gücü yeten bir kudretin yakınında ve yanında olduğumuzu hissettiren bir varlık nasıl çekilmez olabilir. Varlığı bir İlahi musika gibi algılayan ruhta alem bütünüyle sessizliğe bürünse bütün böceklerin, kuşların, kelebeklerin terennümü sussa, alem çaresizlik ve sessizlik yeri değildir. Çünkü İlahi hitap ve musika dağlar, taşlar, kül olmuş varlıklar gökyüzünde yıldızlar şeklinde sürmekte, bir an bile durmamaktadır. Hayat hep hareketli ve varlıklar arası iletişim hep sürmektedir. Gerçek anlamda iman için şevk hiç bitmemekte, zahiri anlamda bütün kapıların kapandığı anlarda bile umutlar tükenmemektedir. Çünkü bütün kapıları açan ve kapatan Zat-ı Zülkemal her an bizimle iletişim halindedir. Her halimizi dinlemekte, bilmekte ve bize varlık lisanıyla cevap vermektedir.

Yazar


Avatar