Eserleri

Risale-i Nur: Divân-ı Harbî-i Örfî’nin Kararları

Birinci Dünya Savaşında müttefikleriyle beraber yenik ayrılan Osmanlı Devletinde, İttihatçıların muhalifleri büyük bir karalama kampanyası başlatmış ve haklı-haksız çok sert eleştiriler yapılmıştır. İttihatçıların ileri gelenleri, Divân-ı Harbî-i Örfî adlı bir mahkemede kendileri yurt dışında bulunduklarından, gıyaplarında yargılanmışlardır.

1919 yılında başlayan yargılamada Savcı, iddianamesinde şöyle demektedir “1855, 1877 tarihlerinde yüce İngiltere Devleti, Osmanlı Devleti’nin ülke bütünlüğünü ve yüksek bağımsızlığını iki önemli tehlikeden kurtarmış ve yüce Fransa Devleti de Osmanlı Devleti’ne, küçük yaştan beri işittiğimiz gibi sürekli borç vererek bizim yoksunluk içindeki kuşaklarımızı beslemiş ve geçindirmiştir. Bu iki devletin üstün bilgiye dayanan öğütlerine ve yol göstericiliklerine, bir savaşa girmeme konusundaki aydınlatmalarına aldırmayarak otuz altı bankadan yedi milyon lira borç sağlayamayan ve birçok yıldan beri dünyadaki tarihsel ve güzel eserleri, birçok şehir ve kasabayı, bayındırlıkları yıkmak üzere çalışmış Alman Devletinin vahşi alınyazısına talihlerini bağlamışlardır. Ve nihayet memleketimizi de bu felakete sürüklediler…” (Tevfik Çavdar, İttihat ve Terakki, İstanbul 1994, s. 116)

Çok haksız iddiaların yer aldığı ve bir bakıma haksız sayılacak ithamların yer aldığı bu iddianame, İttihatçıların gerçek mesuliyetinin ortaya çıkarılmasına da mani olmuştur. Savaş başlayıncaya kadar, hem İngilizler hem de Fransızlarla ittifak arayışlarına girilmiş, ancak bir netice alınamamıştır. Hatta İngiltere, daha önceden siparişi yapılıp parası ödenmiş bulunan iki gemimize el koyarak teslim etmemiştir. Fransa’ya gönderilen Cemal Paşaya iltifat edilmediği gibi, ittifak teklifi de dikkate alınmamıştır. Bu konuda Cemal Paşa şu bilgileri vermektedir: “Fransa’ya büyük bir ümitle gitmiştim, büyük bir hayal kırıklığına uğrayarak döndüm. Bizim için bugün bu dakika, Alman tekliflerini kabulden başka çare kalmamıştır… Teessüfle söylerim ki, Hariciye Nazırı Mösyö Viani, benimle doğrudan doğruya görüşmeye lüzum görmedi. Dışişleri Siyasî İşleri Müdürü Mösyö Margerie’yi benimle mülâkata memur eyledi ve ben bu şekli de kabul ettim.”

Cemal Paşa, Osmanlının değerini takdir etmeyip seviyesiz konuşan, Yunanistan’ın korunmasını ön planda tutan Fransız hariciyeciye; “(…) gelecekte onlardan ümit ettiğiniz menfaatler dolayısıyla Yunanlıları daima desteklemeyi, siyasetin hikmetine uygun kabul ediyorsunuz. Fakat haritayı açıp tetkik edecek olursanız göreceksiniz ki, biz bugün Fransa’ya Yunanistan’dan daha ziyade lazım olacağız” şeklinde ikazda bulunmasına rağmen herhangi bir netice alamamıştır. (Mevlanzâde Rıfat, İttihat ve Terakki İktidarı ve Türkiye İnkılâbının İçyüzü, İstanbul 1993, s. 40-42)

Divân-ı Harbî-i Örfî’de yapılan muhakeme iki ay sürmüş; Talat, Enver, Cemal Paşalarla Dr. Nazım idama mahkum edilmiştir. Mahkemenin, gıyabında idamına karar verdiği Cemal Paşa, “Osmanlı Devletinin vatandaşlarından olan Arapların isyanına sebep olmakla” suçlanmıştır.

Osmanlı Devleti, üzerinde yapılan planlar gereği ittifak teklifleri kabul edilmeyerek, bir bakıma Almanya ile beraber hareket etmek zorunda bırakılmış ve savaşta tarafsız kalma şansı da imkansızlaşmıştır.

Yazar


Avatar