Mana-i Harfi

Rahmete Vesile Olan Vesvesenin Varlığı Da Rahmettir

Eğer desen: “Bu derece mü’minlere muzır ve müz’iç olan vesvese ne hikmete binaen bize belâ olmuş?”

Elcevap: İfrâta varmamak, hem galebe çalmamak şartıyla, asl-ı vesvese teyakkuza sebeptir, taharrîye dâîdir, ciddiyete vesiledir. Lâkaytlığı atar, tehâvünü def eder. Onun için, Hakîm-i Mutlak, şu dâr-ı imtihanda, şu meydan-ı müsabakada bize bir kamçı-yı teşvik olarak, vesveseyi şeytanın eline vermiş, beşerin başına vuruyor. Şayet ziyade incitse, Hakîm-i Rahîme şekvâ etmeli, demeli.

Varlık aleminde her şey ya bizzat ya da neticeleri itibarı ile güzel olarak yaratılmış. Hayatımızdaki en kötü şeyde bile bulabileceğimiz bazı olumluluklar olmalı. Önemli olan her halde olaylara ve varlıklara olumlu bakabilmenin, olumlu görebilmenin yolunu bulabilmek ya da bunu bir hayat tarzı haline getirebilmek. Yani, güzel görebilmek bu sayede güzel düşünerek hayatından lezzet alabilmek. Hayatımızdaki bütün sıkıntı ve huzursuzluk veren şeylerin hayatımızın lezzet kaynağı olacağı şekilde bir algı dünyası oluşturabilmek. Ortadan kaldırılması mümkün olmayan ve belki de gerekli olmayan pek çok şey, olumlu yönleri görülmekle hem sıkıntı kaynağı olmaktan çıkar hem de hayatımıza renk ve mutluluk katan bir hale girer. Her şey vasatında kaldığında ve vasat noktasındaki işleyişinin olumlu algılanıp olumluya kanalize edilmesi ile rahmetin bir ifadesi haline dönüşür. Orada Alemlerin Rabbi’nin varlığı bütünü ile kuşatan sevgisini ve o sevginin sıcaklığını yaşayabiliriz. Zaman zaman anne ve babanın çocuklarına hafifçe vurmalarının çocuk tarafından abartılmadığı durumda bir sevgi ifadesi olarak algılanması ve terbiyesine yönelik bir tavır olarak görülmesi gibi, insan hayatının düzene sokulması ve ruhun şekillenmesine yönelik vesvese tarzı sıkıntılar bu çerçevede ele alınırsa Rabb-ı Kerim ile kul arasındaki sıcak iletişimin bir parçası olabilir. Bu tür haller ölçülü kaldığı ve istikametinde kullanıldığı durumda ferdin hayatında dikkat ve uyanıklığa yol açan ve hayatı daha hassas ve ölçülü yaşamaya vesile olan bir konuma geçerler.

Unutulmaması gereken bir şey varlık aleminde ne varsa; iyi ve kötü, hayır ve şer, tatlı ve acı, hepsi ilahi kudretin eseridir ve başıboş değildir. Zaten bunlardaki şerlik ve çirkinlik tarifleri bize kıyasla yapılan tariflerde, mülk tarafında ve her şeyin zıddı ile bilindiği maddi varlık planındadır. Asıl yönü ile, özünde her şey güzeldir ve güzelliği ifade eder. Zaten varlığın özü güzelliği ifade etmek, güzellikleri açığa çıkarmak ve varlık şeklinde ortaya koymak değil midir? O halde yaşanan her ne varsa, ister acı versin isterse mutluluk, ister kolay olsun isterse zor, ister hayır gibi gözüksün isterse şer her şeyin özü rahmetten ve Alemlerin Rabbi’nin sevgisinin ifade edilmesinden başka bir şey değildir.

Hayatımızı büyük sıkıntılar içine sokan, bazen bizleri intihar noktasına getirecek kadar acı veren vesveselerimiz de bu çerçevede ele alındığında belki sevgi ile hazırlanan varlık sofrasının tuzu, biberi haline dönüşecektir. O sofraya ayrı bir lezzet katan ve damaktaki farklı lezzet noktalarına hitap eden güzellikler haline dönüşecektir. Çok büyük sıkıntılara vesile olması ve intihar gibi uç noktada hallerin yaşanmasına kaynaklık teşkil etmesi tamamen ferdin algılama şekli ve dozu ile alakalı olmalıdır. Bu sofraya ayrı bir lezzet katması için konulan acı biberin gözler kan çanağına dönüşünceye ya da mide fesadına yol açıncaya kadar yenmesi gibi bir hal olsa gerektir. Oysa, bu çeşnilerden nasıl istifade edileceği bilinse ve hangi miktarda alınması gerekiyorsa o miktarda alınsa sofraya ayrı bir lezzet katacaktır. İşte, vesvese türünden hayata bir miktar ‘acı lezzet’ katan unsurlar aşırılıklar boyutunda algılanmazsa ve diğer lezzetleri gizleyecek bir konuma yükselmezse rahmet sofrasındaki baharatlar gibi güzel bir tarif içinde algılanabilir. Bunun dışındaki algılar tamamen ferdin kendi aşırılıklarından ve algı yanlışlıklarından kaynaklanmaktadır.

Bu dünya bir imtihan yeridir. Bu imtihanın ifade edildiği şekil olan varlık dikkatle okunmalı, yanlışlık yapılmaması için uyanık olunmalıdır. Gevşeklikler, aşırı rahatlıklar, teyakkuzu terke sebep olur ve çoğunlukla hataların kaynaklarıdırlar. Dikkatin hep canlı kalması için bir miktar korku ve heyecan adrenalin yüksekliğine sebep olur ve daha az hata yapılmasına yol açar. Trafik kazalarına yol açanların çoğunlukla bu işi çok iyi bildiklerini zanneden gevşemiş şoförler olduğu unutulmamalıdır. İmtihanda hafif düzeyde bir heyecan hep dikkat artışına ve başarıda yüksekliğe sebeptir. Kulluk imtihanında ve dünya salonunda da şeytanların ve vesveselerin var olması bu türden bir uyanıklığa, ibadetlerin daha hassas ve dikkatle yapılmasına vesile olmaktadır. Gevşeklik ve boş vermişlikle bazı şeylerin atlanmasına ve gevşeklik sonucu ortadan kaldırılmasına engel olur. Bu yönüyle bakıldığında şeytanın ve hizmetçilerinin varlığı, bundan olumlu istifade edebilen bir kul için rahmete vesiledir ve rahmetin ifadesidir.

Herhangi bir nedenle bu unsurlar hayatımızda çok büyük bir sıkıntı kaynağı olur ve dayanamayacağımızı düşündüğümüz hale gelirse, annesinden tokat yiyen bir çocuk misali bizler de rahmetin sinesine sığınmalı, şeytanların ve vesveselerin hayatımızda açabileceği yaraların şifası için O’ndan medet ummalıyız. Bu alemde O’ndan başka sığınılacak bir merci, O’nun rahmetinin dışında bir sevgi ve sıcaklık kaynağı yoktur. Üstelik, böyle bir sonuca vesile olabilmesi vesvese ve şeytanın şu alemde sebep olabileceği en güzel netice olmalıdır. Onlardan incindiği ve onlar karşısında zayıflığını anladığı için ve bu halleri Rabb-ı Kerim’in kendine yönelten bir fıskesi olarak algılayıp O’na yönelmek, şu alemde vesvese ve şeytanın varlığından çıkarılabilecek en güzel sonuç olmalıdır. Sırf secde ile rahmetin sinesine başımızı dayadığımız hale vesile olmaları bile, varlık aleminde şeytanların ve vesveselerin rahmete aracılık etmeleri ve rahmeti ifade etmeleri açısından yeterlidir.

Yazar


Avatar