Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım: İlk Hayatı

şeriat kuvvetiyle ibka ve bütün seyyiat-ı sabıkayı muhalefet-i şeriat üzerine ilka etmek için bazı telkinatta ve teferruatın tatbikatında bulundular. Sonra, sağını solundan fark edemeyenler-haşa-şeriatı istibdada müsait zannederek, tûtî kuşları taklidi gibi, "Şeriat isteriz!" demekle, hakîki maksat ortada anlaşılmaz oldu. Zaten planlar serilmişti. İşte o zaman, yalan olarak hamiyet maskesini takınan bazı herifler, o ism-i mukaddese tecavüz ettiler. İşte cay-ı ibret bir nokta-i siyah!.. HAŞİYE
Hakîkaten, bence Müslüman neslinden gelen bir adamın akıl ve fikri İslamiyetten tecerrüd etse bile, fıtratı ve vicdanı hiçbir vakit İslamiyetten vazgeçemez; en ebleh, en sefih bile, sedd-i rasîn-i istinadımız olan İslamiyete bütün mevcudiyetiyle taraftardır lasiyyema, siyasetten haberdar olanlar...
Hem, Zaman-ı Saadetten şimdiye kadar hiçbir tarih bize bildirmiyor ki; bir Müslüman, muhakeme-i akliyesi ile başka bir dîni İslamiyete tercih etmiş olsun ve delil ile başka bir dîne dahil olmuş olsun. Dinden çıkanlar var; o başka mesele. Taklit ise ehemmiyetsizdir. Halbuki, edyan-ı saire müntesipleri, mutlaka fevc fevc muhakeme-i akliye ile ve bürhan-ı katî ile daire-i İslamiyete dahil olmuşlar ve olmaktadırlar. Eğer biz, doğru İslamiyeti ve İslamiyete layık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra onlardan fevc fevc dahil olacaklardır.
Hem de, tarih bize bildiriyor ki: Eh1-i İslamın temeddünü, hakîkat-i İslamiyete ittibaları nisbetindedir; başkaların temeddünü ise, dinleriyle makusen mütenasiptir.
Hem de, hakîkat bize bildiriyor ki: Mütenebbih olan beşer, dinsiz olamaz. Lasiyyema, uyanmış, insaniyeti tatmış, müstakbele ve ebede namzet olmuş adam dinsiz yaşayamaz. Zîra, uyanmış bir beşer, kainatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-i mahdut amaline (emellerine) neşv ü nema verecek ve istimdatgahı olacak noktayı, yani Dîn-i Hak olan dane-i hakîkati elde etmezse yaşamaz. Bu sırdandır ki, herkeste Dîn-i Hakkı bulmak için bir meyl-i taharrî uyanmıştır. Demek, istikbalde nev-i beşerin dîn-i fıtrîsi İslamiyet olacağına beraetü’l-istihlal vardır.
Ey insafsızlar! Umum alemi yutacak, birleştirecek, besleyecek, ziyalandıracak bir istidatta olan hakîkat-i İslamiyeti, nasıl dar buldunuz ki, fukaraya ve mutaassıp bir kısım hocalara tahsis edip, İslamiyetin yarı ehlini dışarıya atmak istiyorsunuz! Hem de, umum kemalatı camî ve bütün nev-i beşerin hissiyat-ı aliyesini besleyecek mevaddı muhît olan o kasr-ı nûrani-i İslamiyeti, ne cüretle,

HAŞİYE
Gitme, dikkat et, alihimmet olanlar o hadisede sükût ettiler. Garazkar cerîdeler, hakîki hürriyetin sadasını susturdular. Meşrûtiyet pek az adamların üstüne münhasır kaldı, fedakarları da dağıldılar.