Makaleler

Hazret-i İsa’nın Nüzûlü – I

Hazret-i İsa Aleyhisselamın nüzûlü konusunu anlayabilmek için iki ayrı mevzuyu irdelemek gerekmektedir. Bunlar, Hazret-i İsa’nın göğe yükseltilmesi ve nüzûlü. Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın Yahudiler tarafından öldürüldüğüne inanmaktadır. Halbuki Kur’an-ı Kerim onların bu yanlış inançlarını tashih etmekte ve Hazret-i İsa’nın öldürülmediğini, göğe yükseltildiğini beyan etmektedir.

A. Hazret-i İsa’nın Göğe Yükseltilmesi

Hz. İsa’nın göğe çekilmesiyle ilgili olarak İslam alimlerinin dayandığı naslardan biri şu mealdeki ayettir: “Yahudiler gizlice tuzak kurdular. Allah da onları, kurdukları tuzağa düşürdü. Allah hilelere karşılık vermekte en güçlü olandır. O vakit Allah buyurdu ki: Ey İsa, seni ben vefat ettireceğim ve katıma yükselteceğim!”1

Hazret-i İsa’nın göğe çekildiğine delil olarak getirilen ikinci ayet de şöyledir: “Onlar, İsa’yı inkâr etmeleri, Meryem’e pek büyük bir iftirada bulunmaları ve Allah’ın resulü Meryem oğlu İsa’yı biz öldürdük demeleri sebebiyle de lanete uğramışlardır. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, onlara benzeri gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığına düşenler, tam bir kuşku içindedirler. O’nu yakinen öldürmediler. Bilakis, Allah onu katına yükselti. Allah daima aziz ve hakimdir.”2

Hazret-i İsa’nın göre çekilmesini ifade eden “Refaahu” tabiri, kelime anlamı itibariyle yükselmek demektir. Lügatlerde bu kelimeye maddî ve manevî yükseltme anlamları verilmektedir. Nitekim geleneksel çizgideki müfessirlerin tamamı bu yükseltilmenin bedenen ve ruhen gerçekleştiği fikrini savunmaktadırlar. Örneğin, Meşhur müfessir Taberî, Hz. İsa’nın göğe yükseltilmesi konusunda ittifak olduğunu söyler. Ona göre sıhhatli olan görüş, ruhen ve bedenen göğe çekildiği görüşüdür. Zira bu konuda mütevatir rivayetler vardır.3

Bediüzzaman Said Nursi de, Hazret-i İsa’nın şu anda hayatta olduğunu bildirerek, onun hayatının “beşeriyet levazımatından tecerrüdle, melek hayatı gibi bir hayat” olduğunu ve “nuranî bir letafet kesbetmiş” olduğunu söyler. Ona göre Hz. İsa, “beden-i misalî letafetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevileriyle semavatta bulunur.”4 Bu görüşe göre Hazret-i İsa, şu anda beşeri bedeniyle yaşamakta, ama bu beden nurani bir şekilde bulunmaktadır.

B. Hazret-i İsa’nın Nüzûlü

Hazret-i İsa’nın nüzûlü meselesi hem Kur’an’da, hem de Peygamberimizin (s.a.v.) hadislerinde zikredilmektedir. Biz önce Kur’an’da bu konuya işaret ettiği ifade edilen ayetleri incelemek istiyoruz. Daha sonra da bu konudaki hadisleri ve yorumları nakledeceğiz.

1. Kur’an’da Nüzûl-i İsa

Hazret-i İsa’nın nüzûlü meselesinin Kur’an’da olup olmadığı hususu tartışma konusu olmuştur. Bu konuda delil olarak bazı ayetler gösterilmektedir. Hazret-i İsa’nın nüzûlüne dair delil olarak en çok zikredilen ve üzerinde tartışılan üç ayet bulunmaktadır.

a. Yetişkinlikte İnsanlarla Konuşması:

“Beşikte ve yetişkinlikte insanlarla konuşacaktır ve iyilerden olacaktır.”5 mealindeki ayet-i kerimenin tefsirinde tefsir alimlerinin çoğunluğu Hazret-i İsa’nın nüzûlüne atıfta bulunmaktadır. Bu müfessirler, bu konuda rivayet edilen hadisleri delil getirerek, “yetişkinlikte insanlarla konuşması”nın nüzûl vaktinde olacağını söylemişlerdir.6

b. Ehl-i Kitabın, Ölümünden Önce Ona İman Etmesi:

“Kitab ehlinden her biri ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir”7 mealindeki ayetin tefsirini yapan alimler, buradan Hz. İsa’nın nüzûlüne işaret çıkarmışlardır. Ünlü müfessirlerimizden Beydavî’ye göre, Deccal çıktığında İsa (a.s.) gökten inip onu mağlup edecektir. Böylece bütün ehl-i Kitab Hazret-i İsa’ya inanmış olacaktır.8

Ayetten maksadın ne olduğunu en iyi anlayanlar ise şüphesiz Sahabelerdir. Meselenin bu yönüne dikkat çeken muasır alimlerden el-Gumarî, ibn-i Abbas ve Ebu Hureyre’nin ayeti böyle anladıklarını belirterek nüzûl-i İsa’ya delil getirmektedir.9

c. Diri Olarak gönderileceği Gün Hakkındaki Ayet:

Zikrettiğimiz bu ayetlere ilave olarak, “ Doğduğum gün, öleceğim ve diri olarak gönderileceğim gün bana selam olsun.”10 ayetini hazret-i İsa’nın nüzûlüne delil getirenler olmuştur. Bu delili ileri sürenlere göre, ayet genel bir haşirden değil de, Hz. İsa’nın hususi bir gönderilişinden bahseder.

2. Sünnette Hz. İsa’nın Nüzûlü

Hz. İsa’nın ahirzamanda nüzûlü meselesi ana hadis kaynaklarında çokça zikredilmiştir. Muhtemel nüzûl ref’in (yükseltilmenin) tabiî bir sonucu olduğundan ref’ konusu müstakil olarak hadislerde yer almamıştır. Ana hadis kaynaklarımız bu konuyla ilgili birçok rivayeti ihtiva etmektedir. Kütüb-ü Sitte’nin tamamı, İmam Malik’in Muvatta’ı, İbn Huzeyme ile İbn Hibban’ın Sahih’leri, İbn Hanbel ve Tayalisî’nin Müsned’leri Nüzûl-i İsa ile ilgili hadisleri kaydetmişlerdir. Hazret-i İsa’nın nüzûlü ile ilgili bazı rivayetler şöyledir:

1. “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, adaletli bir hükümdar olarak Meryem oğlu İsa’nın aranıza inmesi yakındır. Haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, mal dağıtacak, mal o kadar çok olacak ki, kimse kabul etmeyecektir.”11 Buharî’nin rivayetinde bir secdenin dünya ve içindekilerden daha hayırlı olacağı anlatılır.12 Ebû Hureyre, “İsterseniz şu ayeti okuyun” der: “Kitab ehlinden her biri ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir.”13 Sahih olan bu hadis-i şerif Hazret-i İsa’nın kıyamet kopmadan önce geleceğini göstermektedir.

Çeşitli hadis rivayetlerinde İsa b. Meryem’in nüzûlü açıkça belirtilmiştir. Kıyametin on alameti arasında yer alan nüzûl-i İsa meselesi, ineceği yer, inişinden sonraki faaliyetleri ve Deccal ile çarpışması, Hz. Muhammed’in ümmetinin bir ferdi gibi Müslümanların imamı olan Mehdi’nin arkasında namaz kılması, dünyadaki hayat süresi ve vefatı detaylı bir şekilde yer almaktadır.14

3. Said Nursi’nin Nüzûl-i İsa Hadisleri Hakkındaki Yorumları

“Ahirzamanda Hazret-i İsa Aleyhisselam gelecek, şeriat-i Muhammediye ile amel edecek.” mealindeki hadis-i şerifini Bediüzzaman, ahirzamanda, tabiat felsefesinin ortaya çıkardığı Allah’ı inkâr cereyanına karşı, Hıristiyanlık tasaffi ederek hurafelerden sıyrılıp İslamiyet’e inkılab edecek; Hıristiyanlığın manevî şahsiyeti semavî vahyin kılıcıyla o müthiş dinsizliğin manevî şahsiyetini öldürecek şeklinde yorumlamaktadır. İsa Aleyhisselam da, Hıristiyanlığı temsil ederek, dinsizliği temsil eden Deccalı öldürür. Hazret-i İsa’nın Deccalı öldürmesi Said Nursi tarafından Allah’ı inkar fikrini öldüreceği şeklinde yorumlanmaktadır.15

Said Nursi, Mektubat isimli eserinin On Beşinci Mektubunda aynı konuyla ilgili daha geniş bir değerlendirme yapmaktadır. Ona göre, Hazret-i İsa’nın gelip İslam şeriatı ile amel edeceği ve Deccal’ı öldüreceğini bildiren hadisleri “imanı zayıf olanlar akıldan uzak görüyorlar.” Bediüzzaman’a göre bu hadislerin ifade ettikleri mana anlaşılır hale getirilebilir. Said Nursi, bu hadisin anlamının daha iyi kavranması için Süfyan, Deccal ve Mehdi ile ilgili hadislerin yorumunu yapar. Ona göre, ahirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacaktır. Bunlardan birisi, “nifak” perdesi altında hareket edecek ve İslam’ın hükümlerinin tahribine çalışacaktır. Ona karşı “Mehdî” çıkacak ve münafıkane olan bu hareketi ortadan kaldıracaktır. Yani nifak perdesi altında İslam’ı tahrip etmeye çalışan bu kimselerin tahriplerinin önüne geçecektir. Bunu yaparken de tahrip hangi vasıtalarla olmuşsa, tamir de aynı metodla olacaktır. Tahrip bilim ve eğitim yoluyla olduğu için tamir de aynı şekilde olacaktır.

Ahirzamanda kuvvet bulacak dinsizliğin ikinci kuvveti ise, tabiat felsefesi ve materyalizmden doğacak ve yayılacak olan Allah’ı inkâr cereyanıdır. Yani tabiatın yaratıcı olduğu, her şeyin kendi kendine, tesadüfen meydana geldiği düşüncesi insanlar arasında yayılacaktır. Bunu yaymaya çalışan kişiler, ekoller olacaktır. Bunu yapan kişiler veya tüzel kişiler “Deccal” olarak isimlendirilmektedir. Bu cereyanın fertleri, birer küçük Nemrut hükmünde nefislerine “Rab”lık verirler. İşte böyle bir zamanda, bu dinsizlik faaliyetlerinin organizeli bir şekilde arttığı bir zamanda, Hazret-i İsa’nın manevî şahsiyetinden ibaret olan Bediüzzaman’ın “Hakikî İsevilik” diye tanımladığı, gerçek Hıristiyanlık zuhur eder. Said Nursi’ye göre bu “Rahmet-i ilahiye semasından” zuhur eder. Mevcut Hıristiyanlık dini ise ortaya çıkan bu hakikate karşı tasaffi eder, hurafelerden ve tahriflerden sıyrılır, İslam’ın hakikatleriyle birleşir, manen Hıristiyanlık bir nevi İslamiyet’e dönüşür. Bediüzzaman, dönüşümün “ Kur’an’a uymak” anlamına geldiğini beyan eder. Ona göre İslâmiyet “metbu” yani tabi olunan, uyulan, İsevilik ise “tabi”, yani uyan makamında olur.

Bu yorumlardan anlaşılan husus, Hıristiyanlığın hurafelerden sıyrıldıktan sonra ismen olmasa dahi manen İslam’a dönüşeceğidir. Bütün dinlerin özünde Allah’ın varlığı ve birliği, yani tevhid inancı en temel inançtır. İnsanın dünyaya gönderiliş amacı ve dünya ve ahiret mutluluğunu yakalamanın anahtarı da “iman”dır. Bu yüzden bu iki din aynı hedefte birleşince azgınlaşan inançsızlığa karşı ortak tavır sergileyeceklerdir. Said Nursi’ye göre dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlup olan İsevilik ve İslamiyet, “ittihad” neticesinde dinsizlik cereyanına galip gelir. Bediüzzaman bütün bunları söylerken semavat aleminde beşerî cismiyle beraber bulunan Hazret-i İsa’nın ittihat ile ortaya çıkan o “hak din”in başına geçeceğini, yani bizzat da geleceğini kabul eder. Ona göre, her şeye Kadir olan Allah, Peygamberimize (s.a.v.) bunu haber verdiğine göre bunu mutlaka gerçekleştirecektir. O bu konuyu şu ifadeleriyle açıklığa kavuşturuyor:

“Evet, her vakit semâvattan melâikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz’ eden (Hazret-i Cibril’in Dıhye suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelâl, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmı, İsâ dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil semâ-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsâ, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden ceset giydirip dünyaya göndermek, o Hakîmin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için vaad etmiş ve vaad ettiği için elbette gönderecek.”

— Devamı Haftaya —

Dipnotlar

1. Al-i İmran, 3:54-55.

2. Nisa, 4:158.

3. et-Taberi, Tefsir, III, 291.

4. Nursi, Mektubat, s. 6.

5. Al-i İmran, 2:46.

6. bk. et-Taberî, Tefsir, VI, 420; el-Kurtubî, Tefsir, VI, 11; el-Beyzavî, Envarü’t-Tenzîl, II, 19; en-Nisaburi, Garibibu’l-Kur’an, II, 194. el-Alûsî, Ruhu’l-Maanî, VI, 13.

7. en-Nisa, 4:159.

8. el-Beydavî. a.g.e, II, 128. Ayrıca bkz. es-Suyutî, ed-Dürrü’l-Mensur, II, 241-242.

9. el-Gumarî, İkametu’l-Burhan, s. 87, 96.

10. Meryem, 19:33.

11. Buharî, Buyû, 102, Mezâlim, 31; Tirmizî, Fiten, 54; Müsned, II, 240, 272, 290, 394, 538.

12. Buhârî, Enbiyâ, 49.

13. en-Nisâ, 4: 159. İbn-i Mace’nin rivayet ettiği aynı hadis, “İsa nazil olmadan kıyamet kopmaz” şeklinde bir ifadeyle başlamaktadır. İbn-i Mace, Fiten, 33.

14. Bkz: Fığlalı, “Mesih ve Mehdi İnancı Üzerine”, AÜİFD, XXV, s. 197.

15. Nursi, Mektubat, s. 6.

Yazar


Avatar