Cemal Yener Tosyalı Cad. No: 61, Vefa, Süleymaniye - Fatih, İstanbul +90 212 513 1110
Etkinlikler, Risale-i Nur Kongresi

DAVET MEKTUBU


Risale-i Nur Enstitüsü’nce her yıl yapılmakta olan Risale-i Nur Kongresi’nin 12.’si  25-26 Mart 2017 tarihlerinde  İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Kongre’nin konusu olarak belirlenen “Risale-i Nur’a Göre Hukukun Üstünlüğü ve Adalet Ekseninde Din-Devlet ve Cemaat İlişkileri” başlığı altında beş masa çalışması düzenlenecektir. okumaya devam et

0

Risale-i Nur Kongresi

Said Nursi’nin Medeniyet Anlayışı

 

Risale-i Nur Enstitüsü olarak her yıl yapmakta olduğumuz Risale-i Nur Kongresi’nin yedincisi 23-25 Mart 2012 tarihlerinde Saraybosna’da Uluslararası Saraybosna Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirildi. Kongre’nin konusu olarak belirlediğimiz ‘Said Nursi’nin Medeniyet Anlayışı’ başlığı altında ve aşağıda belirtilen hususlar ışığında beş masa çalışması yapıldı.

***

Düşünce tarihi boyunca çok farklı algılamalara ve tanımlamalara konu olan medeniyet kavramı; şehirlilik olgusuyla birlikte sosyal, siyasal, ekonomik, teknik, sanat ve estetik gibi alanlarla ilgili gelişmişliği ifade etmek için kullanılageldi. Kavramın etimolojik kaynaklarına ulaşmak ya da kavram üzerinde yürütülen entelektüel tartışmaları yeniden gündeme getirmekten ziyade, birçok alanda yeni yeni krizlerle karşı karşıya olan insanlığı huzura kavuşturabilecek yeni bir medeniyet anlayışının izlerini sürmek bu kongrenin temel amaçlarından biridir.

Bediüzzaman Said Nursi’nin Balkan seyahatine tekabül eden 1912 yılı, Osmanlı’nın iktisadi, askeri, sosyal ve kültürel alanlarda büyük sıkıntılar yaşadığı bir dönemdir. Bu yıllarda Batı’ya açılan kapılarını kaybeden Osmanlı, Batı’dan gelen pozitivist akımlara kapılarını açarak kültür ve medeniyet sahasında buhranlarla tanışmıştır. Bu buhranların özünde yatan, dini ve metafizik değerlerden arındırılmış maddeci-pozitivist medeniyet anlayışı, birkaç asrı aşan hakimiyetinden sonra yıkıcı sonuçları itibariyle yeniden tartışılmaya başlanmıştır.

Çağımızın ilahi mesajlardan arındırılmış seküler medeniyet anlayışı, farklı alanlarda problemler yumağı içinde kıvranan bir dünya fotoğrafı sundu. Günümüz insanı bilim ve teknolojide akıl almaz derecede ilerlemesine ve maddeten istediklerini elde etmesine rağmen varlığın anlamını yitirerek iç dünyasında geriledi. Ahlaka, iyiye ve güzele dair temel değerlerini kaybederek para, güç, kariyer ve sefahetin pençesine düştü. Hazcılık ve faydacılıkla sefihleşen, bencilleşen insanlık sosyal, kültürel ve ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldı. Bediüzzaman’ın ifadeleri ile geçmiş asırların tüm vahşetini bir defada kusacak kadar vahşileşen insanoğlu milyonlarca insanın ölmesine yol açan savaşların müsebbibi olarak barbarlaşırken barış iklimlerini tehdit eden şiddet ve terör gibi olguları yaygınlaştırdı.

Bugün düşünürler tarafından tartışılan en önemli hususlardan biri insanlığın geleceğine dair teorilerdir. Yol ayrımında bulunan insanlık ya yoksulluk, savaş ve adaletsizliğin hakim olduğu, ahlaki değerlerden yoksun bir meta düzenini devam ettirecek ve erken bir kıyametin kopmasına yol açacak bir medeniyet anlayışında ısrar edecek ya da tüm insanlığı huzura kavuşturacak, evrensel değerlerle bezenmiş, hak, adalet, yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik ilkeleriyle birlikte barış ve sevgi toplumlarının temelini atan yeni bir medeniyeti kabul edecektir. Kur’an medeniyetini yeniden ihya çabası ikinci yol için önem kazanmaktadır. Bu bağlamda Bediüzzaman’ın Kur’an medeniyeti açılımı ve bu medeniyeti ihya çabası insanlığın huzurlu geleceği açısından anlaşılmayı beklemektedir.

Risale-i Nur Enstitüsü olarak, dikkat çekmeye çalıştığımız hususlardan hareketle, hatalarından ders alma istidadındaki insanlık için varlığını anlamlandırabileceği, yaratıcısıyla ilişkilerini tamir edebileceği, hiç bir metanın esiri olmadan hakiki hürriyete sahip olarak yaşayabileceği bir dünyanın imkanlarını araştırmayı amaçladık. Hareket noktamızı insanlığa adalet, fazilet, kardeşlik, dayanışma, hakperestlik, hakiki hürriyet, ruhsal yücelik vadeden Kur’an medeniyetinin esaslarını temellendiren Said Nursi’nin medeniyet anlayışı olarak belirledik ve aşağıda yer alan masa başlıkları, sorular ve anahtar kavramlar çerçevesinde konuyu tartışmayı planladık.

VII. Risale-i Nur Kongresi’nin, beşerin saadetine yol açan hakikatlere zemin hazırlaması; fazilet, ahlâk ve adalete dayalı bir dünya doğurmasını ümid ediyoruz.

 

Risale-i Nur Enstitüsü

 

Sorular:

 

Medeniyet nedir? Batı düşüncesinde bu kavramın yeri nedir? Düşünce tarihimizde bu kavram nasıl ele alınmıştır? Said Nursi’nin medeniyet algısının medeniyet tartışmalarındaki yeri nedir?

Said Nursi’nin ‘medeniyet-i hazıra’ olarak tanımladığı Batı medeniyetinin temel değerleri ve dayanakları nelerdir? Said Nursi’nin Batı medeniyeti için yaptığı itirazlar nelerdir ve önerdiği Kur’an medeniyetinin temel değerleri nelerdir?

Genel olarak Risale-i Nur’da medeniyet kavramına yüklenen anlamlar nelerdir?

Kur’an medeniyetinin ‘İ’lâ-i Kelimetulah’ açısından imkanları nelerdir?

Kur’an medeniyetinin tarihsel izleri için neler söylenebilir?

Cumhuriyet’in ideolojik algılarından biri olan “tek bir medeniyet vardır o da Batı medeniyetidir” şeklindeki yaklaşımların bugün için geçerliliği nedir?

Din, inanç ve medeniyet ilişkisi nedir?

Medeniyet ve terakki kavramları arasındaki ilişkiyi nasıl belirleyebiliriz?

Sosyolojik olarak, kentleşme, köylülüğün ortadan kalkması, kentleşememenin doğurduğu temel problemleri Said Nursi’nin medeniyet anlayışı içinde nasıl değerlendirebiliriz?

Medeniyet ahlak ilişkisi nedir?

Beşerin yaşama devirlerinin beşincini Malikiyet ve Serbestiyet olarak belirleyen Bediüzzaman’ın medeniyet anlayışında bu kavramların yeri nedir?

Sosyolojik olarak tabakalar arası çatışmaların önüne geçebilecek değerler nelerdir?

Huntington’un “Medeniyetler çatışması” tezi karşısında Said Nursi’nin medeniyet anlayışı nasıl değerlendirilebilir?

Türkiye’nin AB süreci yeni bir medeniyet dairesine girmek açısından neyi ifade etmektedir?

Küreselleşme olgusunun medeniyet üzerindeki etkileri neler olabilir? Kur’an medeniyeti, farklı kültür ve ideolojilerle iletişim imkânını nasıl sağlayacaktır?

Dünya barışı açısından Kur’an medeniyetinin önemi nedir?

Dünyadaki siyasal, sosyal ve kültürel gelişmeler göz önüne alındığında insanlığı nasıl bir gelecek beklemektedir?

Günümüz dünyasında hakim olmaya başlayan bürokratikleşme ve parasallaşma problemini aşabilecek temel argümanlar neler olabilir?

Kur’an medeniyetinin estetik ve sanat açısından özellikleri nelerdir?

Kültür ve medeniyet kavramları arasında ilişki nedir?

İletişim imkanlarının Kur’an medeniyetinin ihyasındaki rolü nedir?

Bilim ve teknolojik gelişmelerin medeniyet açısından ifade ettiği anlam nedir? Bu imkanların Kur’an medeniyetinin inşası açısından önemi nedir?

 

Masa Başlıkları ve Anahtar Kelimeler:

 

  1. Oturum: Hak, Adalet ve Medeniyet Masası


[hak, adalet, medeniyet, hukuk, anayasa, Batı medeniyeti, Kur’an medeniyeti, kuvvet, tecavüz, tezahüm, tevahhuş, vahşet, nefret, tedenni, tevazün, sevgi, hürmet, merhamet, temeddün, İslam ahlakı, fazilet, iman hakikatleri, hürriyet, marifet, istibdat, hürriyet-i şeriye, ila-yı kelimetullah, dünya barışı]

  1. Oturum: Fazilet, Muhabbet ve Medeniyet Masası


[fazilet, muhabbet, sevgi, medeniyet, menfaat, cidal, tenazu, çekişme, nefret, tecazüb, merhamet, şefkat, ahlak, doğruluk, dürüstlük, yalan, iki yüzlülük, ihlâs, îsar, istidad, kabiliyet, bencillik, zillet, aşk, faydacılık, iman, küfür]

III. Oturum: Sosyal Bağlar, Barış, Kardeşlik ve Medeniyet Masası

 

[sosyal bağlar, barış, kardeşlik, medeniyet, sevgi, merhamet, adalet, husumet, düşmanlık, savaş, terör, kin, nefret, zulüm, tecavüz, milliyetçilik, uhuvvet, İslamiyet, müspet milliyet, ittihad-ı İslam, hamiyet-i milliye, hamiyet-i diniye, ırkçılık, tesadüm, ittifak, ittihad]

  1. Oturum: Yardımlaşma, Dayanışma ve Medeniyet Masası

[yardımlaşma, dayanışma, kardeşlik, medeniyet, muavenet, dostluk, gönül birliği, birlik ve beraberlik, ihtilaf, tarafgirlik, kin, nifak, zulüm, hamiyet, milliyetçilik, sulh-u umumi, ittihad-ı İslam, savaş, barış, terör, refah, sevgi, cömertlik, îsar, himmet, hamiyet, hıllet, zekât, sadaka, faiz düşmanlık]

  1. Oturum: Hüda, İnsaniyet ve Medeniyet Masası


[hüda, insaniyet, medeniyet, heva, heves, arzular, hevesat-ı süfliye, hedonizm, suistimalat, israfat, hırs, haram, helal, hissiyat-ı ulviye, mesh-i manevi, nefs-i emmare, özenti, görenek, medeniyet-i zalime-i hazıra, İslami değerler, iman, ahlak, terakki, ruhi tekamül, hidayet, hürriyet, iktisat, kanaat, insaniyet-i kübra, insan-ı kâmil]

0

Risale-i Nur Kongresi

Said Nursi’nin İslam Dünyası Tasavvuru: Hutbe-i Şamiye

 

Risale-i Nur Enstitüsü olarak her yıl yapmakta olduğumuz Risale-i Nur Kongresi’nin altıncısI 19-20 Mart 2011 tarihlerinde Şam’da yapıldı. Kongre’nin konusu olarak belirlediğimiz ‘Said Nursi’nin İslam Dünyası Tasavvuru: Hutbe-i Şamiye’ başlığı altında ve belirtilen hususlar ışığında altı adet masa çalışması yapıldı.

  1. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren büyük dalgalanmalar ve değişimler yaşayan İslam toplumlarının Batı karşısında zayıflaması ve gerilemesi, bu dönem İslam mütefekkirlerinin de zihnini meşgul eden temel problemlerden birisidir. Bilhassa Osmanlı’nın zayıflayarak dağılma ve yıkılma sürecine girmesi kurtuluş arayışlarını hızlandırmış, bu durum konuyla ilgili farklı fikirlerin ortaya çıkmasına ve tartışılmasına yol açmıştır. Batı’nın kurumlarıyla birlikte taklidini doğuran bu huzursuzluk iklimi bütün İslam dünyasını sararken devlet yönetiminin bozulması, Batı’nın askeri ve teknik üstünlüğü gerileme nedeni olarak gösterilmiştir. Batı’yı her yönüyle taklit sürecini hızlandıran ve kültürel sahada köklü değişiklere yol açan Tanzimat’tan sonra pozitivist fikirlerin yaygınlaşması ise dini gerilemenin kaynağı olarak gören anlayışın güçlenmesine yol açmıştır. Buna mukabil bir kısım aydınlarla birlikte ulemanın dini değerlerden uzaklaşmayı gerileme kaynağı olarak görmesi de farklı sahalara sıçrayan tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu entelektüel zeminde din merkezli yoğun tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. “Din terakkiye mani midir? İslamiyet ile modernleşme arasındaki ilişki nasıl kurulmalıdır?” gibi soruların cevapları aranmıştır.

Bu tartışma sürecine 19. yüzyılın son yıllarında katılan Bediüzzaman Said Nursi, İslam toplumlarının yaşadığı problemlere Kur’an ve sünnete dayalı orijinal çözümler önermiştir.  “Tedenni”yi İslamiyet’in düşmanı olarak gören Said Nursi, İslam toplumlarının geri kalış sebeplerini değişik yönleriyle tahlil etmekte ve çıkış yollarını göstermektedir. Bediüzzaman Said Nursi, “Ecnebiler fünun ve sanayi silahıyla bizi istibdad-ı manevileri altında eziyorlar” tespitiyle bu manevi baskıdan kurtulmanın yolları üzerinde durmuş, ilerleme yolunda farklı alanlara işaret etmiştir. Bu bağlamda “maddeten terakki”yi bu zamanın en büyük farzlarından biri olarak gören Bediüzzaman Said Nursi’nin en önemli itirazları dinin bizi geri bıraktığı şeklindeki pozitivist yaklaşımlara olmuştur. Yayımladığı makaleleri ile Batı medeniyeti ile Kur’an medeniyetini karşılaştıran Said Nursi, Kur’an’a uyulması halinde gerçek medeniyetin yaşanacağını, maddi ve manevi terakkinin hayata geçeceğini belirtmiştir.

Mehasin-i medeniyeti Müslümanlığın malı olarak ifade eden Said Nursi’ye göre ilerlemenin dindışılıkla, gerilemenin de dinle-İslamiyet’le özdeşleştirilmesi, aşılması gereken bir problematiktir. Bu çerçevede Bediüzzaman Said Nursi’nin 1911 yılında Şam Emeviye Camii’nde Arapça olarak irad ettiği Hutbe-i Şamiye İslam toplumlarını her yönüyle analiz eden bir özelliğe sahiptir. İslam toplumlarının içinde bulunduğu sosyo-kültürel ve psikolojik durumu klasik yaklaşımlardan farklı olarak yorumlayan Hutbe-i Şamiye, İslam toplumlarının gerilemesine neden olan hastalıkları teşhis etmekte ve bunları tedavi yollarını göstermektedir. Hutbe-i Şamiye, Batı karşısındaki mağlubiyetin sebep ve çarelerini araştırırken bir önceki yüzyıldaki Müslümanların genel ihtiyaçlarına hitap etmekle kalmaz, gelecek yüzyıllara da ışık tutarak İslam toplumlarının geleceğine dair yol haritasını belirler. İnsaniyet kavramına vurgu yaparak dünya barışına katkıda bulunabilecek fikirleri de içeren Hutbe-i Şamiye; İslam medeniyetini yeniden ihya sürecinde bir manifesto olarak düşünülebilir. Bu nedenle İslam dünyasının temel problemlerine ve çözüm yollarına dikkat çeken Hutbe-i Şamiye’deki fikirlerin Müslümanların gündemine sunulması ehemmiyet arz etmektedir.

Risale-i Nur Enstitüsü olarak, dikkat çekmeye çalıştığımız hususlardan hareketle, 100. yılında Hutbe-i Şamiye’yi Müslümanların gündemine taşımak ve bu hutbede yer alan fikirleri tartışmak istiyoruz. Bu kongre ile, İslam âleminde bir çok alanda yaşayageldiğimiz sıkıntıları aşabilecek fikirler sunabilmeyi, Bediüzzaman Said Nursi’nin görüşlerini, İslam toplumlarını gerileten problemler karşısındaki çözüm önerilerini bir kez daha düşünmeyi ve araştırmayı amaçlamaktayız.

Bediüzzaman’ın müjdelerini verdiği şekilde, beşerin saadetine yol açan hakikatlerin zemin bulacağı; fazilet, ahlâk ve adalete dayalı bir dünyayı doğuracağı ümidiyle VI. Risale-i Nur Kongresi’nin hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.

 

                                                                                        Risale-i Nur Enstitüsü

 

 

Masa Başlıkları ve Anahtar Kelimeler:

 

  1. Masa: Ümit [yeis, ümitsizlik, emel, maddi terakki, gerileme, Allah’ın rahmeti, sevgi, hakaik-i imaniye ve Kur’aniye, temeddün, tevahhuş, vahşet, tedenni, salabet-i diniye, İslam ahlakı, iman hakikatleri, tefekkür, tedebbür, meşveret, taassub, marifet, medeniyet, fikr-i hürriyet, meyl-i taharri-i hakikat, istibdat, kötü ahlak, fakirlik, cehalet, ihtilaf, hürriyet-i şeriye, izzet-i İslamiye, ila-yı kelimetullah, dünya barışı, Batı medeniyeti, Kuran medeniyeti, meylü’l- istikmal, fecr-i sadık, şehamet-i İslamiye ]


  2. Masa: Sıdk [doğruluk, dürüstlük, toplum hayatı, siyasi hayat, yalan, iki yüzlülük, hilekarlık, dalkavukluk, tasannu, iman, küfür, garblılaşmak, siyaseti dinsizliğe alet etme, dini siyasete alet etme, tenkit, tefsik, sadakat, sıddıkıyet, nifak, kizb, propaganda, urvetü’l vüska]


III. Masa:           Muhabbet [sevgi, şefkat, merhamet, iman, adalet, ibadet, husumet, düşmanlık,  adavet, korku, kin, nefret, zulüm, tecavüz, ehl-i dalalet, dostluk, barış, huzur, mutluluk, saadet, hüsn-ü zan, su-i zan]

 

 

  1. Masa: Uhuvvet [kardeşlik, dostluk, gönül birliği, kader birliği, birlik ve beraberlik, ihtilaf, tarafgirlik, kin, nifak, zulüm, milliyetçilik, ittifak, sulh-u umumi, ittihad-ı islam, savaş, barış, terör, refah, sevgi, düşmanlık, adalet-i mahza, adalet-i izafiye, müspet hareket, müspet milliyet, hased, gıybet, iftira, emniyet, asayiş, İslamiyet]


  2. Masa: Hürriyet [İslami değerler, istibdat, tahakküm, insan hakları, hak, hukuk, vicdan, hürriyet, adalet, zulüm, eşitlik, fazilet, siyaset, devlet, meşveret, milliyet, islam kardeşliği, nemelazımcılık, tembellik, ittihad-ı İslam, ahlak-ı seyyie, yüksek ahlak, seciye-i milliye, fikr-i milliyet, esaret, nefs-i emmare, iman, şura]


  3. Masa: Hamiyet [gayret, millet, ferdiyetçilik, bananecilik, menfaat-i şahsiye, İslam kardeşliği, nemelazımcılık, tembellik, ittihad-ı İslam, ahlak-ı seyyie, yüksek ahlak, seciye-i milliye, fikr-i milliyet, meşveret, hürriyet-i şeriye, vatan sevgisi, millet sevgisi, himmet, şevk, hamiyet-i diniye, hamiyet-i milliye, ihlas]
0

Risale-i Nur Kongresi

RİSALE-İ NUR ENSTİTÜSÜ AKADEMİK FAALİYETLER            


Risale-i Nur Enstitüsü; Risale-i Nur Külliyatı ve müellifi Bediüzzaman Said Nursi’nin daha iyi anlaşılması ve tanıtılması için ilmi faaliyetlerde bulunmak ve bu tür faaliyetlere destek olmak amacıyla kurulmuştur. Bu amaçla eğitim, yayın ve organizasyon faaliyetlerine devam etmektedir.

Risale-i Nur Enstitüsü; yayınladığı kitap ve broşürlerle birlikte, üç aylık fikir dergisi “Köprü” ile Türkiye’nin ve dünyanın sorunlarına Risale-i Nur’un perspektifinden çözümler geliştirmeye gayret ederken; seminer, konferans, panel ve kongrelerle de Risale-i Nur’un mesajlarını geniş kitlelere ulaştırmayı amaç edinmiştir.

Said Nursi, Risale-i Nur ve Nurculuk üzerine yapılacak olan her türlü araştırma, inceleme ve yayın faaliyetlerini teşvik etmeye ve desteklemeye devam eden Enstitü, kurmuş olduğu ihtisas kütüphanesiyle de araştırmacıların ihtiyaçlarına cevap vermektedir.

Risale-i Nur Enstitüsü, bundan sonra da çalışmalarını genişleterek yürütmeyi planlamakta ve bununla ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışma alanlarından biri de Kongrelerdir.

 

Risale-i Nur Kongresi

 

Risale-i Nur Enstitüsü; sosyo-kültürel, iktisadi, dini, siyasi alanlarda insanlığın yaşadığı problemlere çareler üretebilmek ve günümüz meselelerine Risale-i Nur perspektifinden yorumlar getirerek Risale-i Nur’un reçetelerini insanımıza ulaştırabilmek maksadıyla çeşitli organizasyonlara imza atmaya devem etmektedir. Enstitü tarafından her yıl düzenli olarak tertip edilen “Risale-i Nur Kongresi” sözü edilen alanlardaki sıkıntıları aşabilecek reçeteleri içinde barındırma niteliğine sahiptir.

Risale-i Nur Enstitüsü’nün 2 Mayıs 2004 tarihinde düzenlediği “Farklılıkların Buluşmasında Bediüzzaman Said Nursi’nin Rolü” konulu “I. Risâle-i Nur Kongresi” bugün gelenekselleşen bir faaliyetin ilk adımı olmuştur.

Günümüzün temel problemlerinden biri haline gelen ve dini, etnik, kültürel ve sosyal tabakalar arasındaki farklılıklardan doğan çatışmaların nasıl aşılacağı “Farklılıkların Buluşmasında Bediüzzaman Said Nursi’nin Rolü” konulu I. Risâle-i Nur Kongresi’nde tartışılmıştır. Bir arada yaşayabilmenin anahtar kavramlarından olan “barış ve hoşgörü”ye vurgu yapılan kongrede Bediüzzaman Said Nursi’nin fikirleri ışığında, farklılıklara rağmen barış içinde bir arada yaşayabilmenin imkânları gösterilmiştir.    

26-27 Mart 2005 tarihlerinde düzenlenen “II. Risale-i Nur Kongresi” ise “Bilim ve Din” ana başlığı ile düzenlenmiştir.

İnsanın yaratılışı gereği kendisini ve çevresini tanımaya çalışan ve bu amaçla inceleyip, sorgulayan bir varlık olduğuna dikkat çekilen kongrede, varlığı anlamlandırmaya yönelik sorulara cevaplar aranmıştır. Pozitivizmin temel çatışma alanlarından biri olan “bilim ve din” konusunun ele alındığı kongrede, bilim ve dinin çatışan bir özellik göstermediği, birbirini destekleyen bir mahiyet arz ettiği gözler önüne serilmiştir. Bu noktada, Bediüzzaman Said Nursi’nin akıl ve vahiy bütünlüğü içerisinde varlığı anlamlandırma yaklaşımının bilim-din çatışmalarını ortadan kaldırıp, insanlığa yeni bir bakış açısı ve çözüm yolu sunduğu deklare edilmiştir.

26 Mart 2006 tarihli “III. Risale-i Nur Kongresi”nin ana başlığı “Ahlak” olmuştur. Bugün, dünyevileşme bağlamında değerlendirilebilecek hazcılık, hırs, bencillik, kanaatsizlik ve ahlaksızlığa karşı hoşgörünün yaygınlaşması gibi hususlardan yola çıkarak “ahlak” konusunda yeni yaklaşımlar belirlemeyi hedefleyen kongre, dikkate değer sonuçlara ulaşmıştır. Bugün dünyada yaşanan ahlak krizinin İslam toplumlarından bağımsız bir olgu olmadığının dikkat çekildiği kongrede, bütün insanlığın bir ahlak krizi ile karşı karşıya olduğu ifade edilerek, İslam’ın hayatın tüm alanlarını kuşatan bir değerler sistemi sunduğu vurgulanmıştır. Bu yönüyle “III. Risale-i Nur Kongresi”, vahiy ve sünnete dönük bir hayat tarzına ve ahlak anlayışına insanlığın ne kadar ihtiyacı olduğunu gözler önüne sermekte ve Risale-i Nur’un bu husustaki katkılarına dikkat çekmektedir.

“Küresel Kriz ve Said Nursi’nin İktisat Görüşü” ana başlığını taşıyan “IV. Risale-i Nur Kongresi” ise 21-22 Mart 2009 tarihlerinde tertip edilmiştir. Bu kongrede, dünyada ve ülkemizde çok önemli değişikliklere sebep olan ve hâlâ etkileri devam eden küresel ekonomik kriz ele alınmıştır. Kongrede, insanın bitmek tükenmek bilmeyen hırsının ve sınır tanımaz hazcılığının insanlık tarihi boyunca dramatik değişikliklere yol açtığı vurgulanmıştır. Buradan hareketle, bütün dünyayı yeni bir dönemin eşiğine getiren küresel kriz, Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde yer alan iktisadi, ahlaki prensipler eşliğinde yorumlanmış ve çözüm yolları önerilmiştir.

Risale-i Nur Enstitüsü Bediüzzaman Haftası etkinlikleri kapsamında 20-21 Mart 2010 tarihlerinde de “V. Risale-i Nur Kongresi”ni “Çağımız Sorunlarına Çözüm Arayışları ve Said Nursi Modeli” ana başlığı ile düzenlemiştir.

Din ve Siyaset; Demokrasi ve İnsan Hakları; Kürt Sorunu, Dünya Barışı; Kadın ve Aile; İman, İnsan ve Ahlak; Eğitim, Kültür ve Sanat ve Gençlik başlıkları altında sekiz masa etrafında yürütülen kongre çalışmalarında, insanlık tarihinin en buhranlı dönemlerinden birinin yaşandığına dikkat çekilmiştir.  Çağımız insanının birçok alanda yaşadığı problemleri elen alan kongre, bunlara Bediüzzaman Said Nursi’nin görüşleri ışığında çözümler üretmeye çalışmıştır. Bu çözümler, insanın kendi varlığını anlamlı kılacak arayışlara cevap verebilmeye yönelik olmuştur. V. Risale-i Nur Kongresi ile bilhassa, ülkemizde yaşanan farklı sahalardaki problemlere de dikkat çekilmiştir. Kongre ile, Türk demokrasisinin temel sorunları tekrar gözden geçirilmiş, Kürt Sorunu’na ilişkin gerçekçi çözümler önerilmiş ve din-siyaset-devlet üçgeninde yaşanan düğümlenmenin nasıl çözüleceği gözler önüne serilmiştir.

 

Risale-i Nur Kongresi’nin altıncısını 19-20 Mart 2011 tarihlerinde Şam’da ‘Said Nursi’nin İslam Dünyası Tasavvuru: Hutbe-i Şamiye’ başlığı altında düzenlenmiş ve yüze yakın ilim adamının katılımıyla altı adet masa çalışması yapılmıştır. Kongre çalışmalarıyla İslam dünyasındaki büyük dalgalanmalara ve değişimlere dikkat çekilmiş, İslam toplumlarının yaşadığı temel sorunlara çözüm önerileri dile getirilmiştir. Bediüzzaman Said Nursi’nin 1911 yılında Şam Emeviye Camii’nde Arapça olarak irad ettiği Hutbe-i Şamiye’nin her yönüyle tahlilini de içeren Kongre iki günlük bir çalışmanın ardından kongre sonuç bildirilerinin açıklanmasıyla sona ermiştir. Sonuç bildirilerinde  yüz yıl önce yazılan Hutbe-i Şamiye’deki İnsaniyet kavramına dikkat çekilerek eserdeki dünya barışına katkıda bulunabilecek fikirlere vurgu yapılmış ve genel bir değerlendirme ile Hutbe-i Şamiye; İslam medeniyetini yeniden ihya sürecinde bir manifesto olarak değerlendirilmiştir.

 

Risale-i Nur Kongresi’nin yedincisi 23-25 Mart 2012 tarihlerinde Saraybosna’da ‘Said Nursi’nin Medeniyet Anlayışı’ başlığı ile düzenlenmiştir. Beş masa çalışmasının yapıldığı kongre iki gün sürmüş ve kongre sonunda sonuç deklarasyonları  düzenlenen bir panelle kamuoyuna duyurulmuştur. Çağımızın ilahi mesajlardan arındırılmış seküler medeniyet anlayışının günümüz insanını çeşitli problemlerle karşı karşıya bıraktığı ifade edilen çalışmalarda maddeten her istediğini elde eden modern çağ insanının varlığın anlamını yitirerek iç dünyasında gerilediğine; ahlaka, iyiye ve güzele dair temel değerlerini kaybederek para, güç, kariyer ve sefahetin pençesine düştüğüne dikkat çekilmiştir. Hazcılık ve faydacılıkla sefihleşen, bencilleşen insanlık sosyal, kültürel ve ekonomik krizlerle karşı karşıya kalan dünyanın bir medeniyet kriziyle karşı karşıya olduğu ifade edilerek çözüm önerisi olarak Bediüzzaman Said Nursi’nin çerçevesini çizdiği “Kuran Medeniyeti”nin temel özellikleri irdelenmiştir. Tüm insanlığı huzura kavuşturacak, evrensel değerlerle bezenmiş bir medeniyet anlayışına ihtiyaç olduğu ifade edilerek “hak, adalet, yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik ilkeleriyle birlikte barış ve sevgi toplumlarının temelini atan ‘Kuran Medeniyeti’ insanlığın yaşadığı krizleri aşacak bir öneri olarak teklif edilmiştir.

 

Risale-i Nur Kongresi’nin sekizincisi 30-31 Mart 2013 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi ve Kongre’nin konusu olarak belirlenen “İnsanlık ve Dünya Barışı için Said Nursî’nin Milliyet Anlayışı” başlığı altında beş masa çalışması düzenlendi.  19. asrın temel ideolojilerinden olan ve bugün de devam eden milliyetçilik ideolojisinin etnik aidiyetler üzerinden tanımladığı millet kavramı ve bu kavram etrafında şekillenen ulus devletler yapılanmasıyla son birkaç asra savaş, terör, kan ve gözyaşıyla birlikte  anıldığına dikkat çekilen kongrede milliyetçiliğin Müslüman toplumlar üzerindeki yıkıcı etkileri irdelenmiştir. Bu yıkıcı etkilerin nasıl giderilebileceği ile birlikte Kur’ânî bir kavram olan milliyetin yeni bir toplum inşasında yerinin nasıl belirleneceği, kardeşlik ve dayanışma odaklı bir milliyet anlayışının nasıl hayata geçirilebileceği kongrede tartışılmış bu bağlamda Bediüzzaman Said Nursî’nin milliyet kavramına çizdiği genel çerçeve belirlenerek ‘müsbet milliyet’ kavramının önemine dikkat çekilmiştir

 

Risale-i Nur Kongresi’nin dokuzuncusu 5-6 Nisan 2014 tarihlerinde İstanbul’da “Said Nursî’ye göre toplumsal hareketler ve birarada yaşama” başlığı altında düzenlendi ve konu beş masa çalışmasıyla tartışıldı. Farklı inanç, kültür ve etnik yapıları içinde barındıran toplumların birarada yaşama formülünü hangi ilkeler üzerine kuracağı modern dönemlerin genel problemlerinden birisi olduğuna dikkat çekilen kongrede İslam aleminde meydana son gelen gelişmeler nedeniyle de  farklılıkları birarada barış içinde tutabilecek çoğulcu, kucaklayıcı arayışları hızlandığı vurgulanmış ve çözüm önerisi olarak Said Nursî’nin barış, hürmet, muhabbet, hürriyet-i şeriye, hak, adalet, kardeşlik ve müsbet hareket gibi kavramlar çerçevesinde Kur’ânî bir bakış açısıyla geliştirdiği birarada yaşama prensipleri dile getirilmiştir.

 

Risale-i Nur Kongresi’nin 10.’su  28-29 Mart 2015 tarihlerinde İstanbul’da, Bir Tecdid Hareketi Olarak Risale-i Nur başlığı altında düzenlenmiştir. Günümüz İslam toplumlarının dinle bağını doğru ve aslına uygun bir şekilde kuracak imkanları tartışmak ve bu hususta Risale-i Nur’un tecdidi yönlerini ele alarak insanımıza ve genel olarak da İslam toplumlarına yol göstermek kongrenin temel amacı olarak belirlenmiş; İslam’ın özüne dair soru işaretlerinin çoğaltıldığı bir zaman diliminde dinle hayat arasında metodik ve sistematik bir ilişkinin nasıl kurulacağı, inancın hayata aslına uygun bir şekilde nasıl aktarılacağı, iman-ahlak-ibadet vb. noktalarda zaaflarla boğuşan İslam dünyasının zaaf-ı diyanetini ortadan nasıl kaldıracağı soruları Risale-i Nur’un ortaya koyduğu yöntemler açısından ele alınmıştır.

 

Risale-i Nur Kongresi’nin 11.’ si 14-15 Mayıs 2016 tarihlerinde Almanya’da, Köln’de  gerçekleştirilmiştir. Kongre’nin konusu olarak belirlenen “Doğu’da ve Batı’da Doğru İslâmiyet” başlığı altında yüze yakın akademisyenin katılımıyla beş masa çalışması düzenlenmiştir. İslâm dünyasında iç savaşlarla neticelenen kanlı facialar; barış, kardeşlik ve hoşgörü medeniyetlerinin mümessili olan bu toprakların özlenilen huzur iklimlerine nasıl kavuşturulabileceğine ve Kurani değerlerin Batı ile nasıl buluşturulacağına dair soruların sorulduğu Kongre’de asrı saadet tecrübesini günümüze taşıyan Bediüzzaman Said Nursî ve eserleri hem İslâm dünyasının hem de insanlığın temel problem ve sorularına pratik bir cevap olarak gözler önüne serilmiştir. Bediüzzaman Said Nursî’nin “doğru İslâmiyet ve İslâmiyet’e layık doğruluk” şeklinde formüle ettiği İslâm ahlak ve akaidinin doğru bir şekilde hayata aktarma pratiği hürmet, muhabbet, hürriyet-i şeriye, hak, adalet, müsbet hareket, ahlak ve fazilet gibi Kur’ânî kavramlar etrafında değerlendirilerek ‘sahih İslam’ın pratikleri gözler önüne serilmiştir.

 

Risale-i Nur Kongresi’nin 12.’si de 25-26 Mart 2017 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecektir. Kongrenin konusu olarak belirlenen “Said Nursi’ye Göre Hukukun Üstünlüğü ve Adalet Ekseninde Din-Devlet ve Cemaat İlişkileri” başlığı altında beş masa çalışması düzenlenecektir.

 

Risale-i Nur Enstitüsü olarak, bütün insanlığı ilgilendiren problemler yumağı karşısında, tüm insanlığı kuşatıcı çözümlere Bediüzzaman Said Nursi tecrübesi dikkate alınarak  ulaşılabileceğini düşünmekteyiz. Bu bağlamda Risale-i Nur Kongreleri, insanlığı tarumar eden problemler karşısında Bediüzzaman Said Nursi’nin görüşlerini ve çözüm önerilerini bir kez daha düşünme imkânı sağlamaktadır. Bu tür çabalar, Kur’an’ın sunduğu medeniyet anlayışı ve hayat tarzının toplumda nasıl bir görünüm sağlayacağını anlamamıza da yardımcı olacaktır. 

Risale-i Nur Enstitüsü; tüm dünyayı saran ve ülkemizi krizlerle boğuşturan problemlerin, Bediüzzaman’ın müjdelerini verdiği şekilde, beşerin saadetine yol açan hakikatlere yer açacağı ve fazilet, ahlâk ve adalete dayalı bir dünyayı doğuracağı ümidi içersinde, bu tür faaliyetlerini devam ettirme azmi içersindedir. Bu tür faaliyetlerin hayırlara vesile olmasını diliyoruz.

0